“1988-92 yıllarında ihtisas yapıyorum. HRT kullanılıyordu. O zaman adı hormon replasman tedavisiydi. Hatta ihtisasımın hemen sonraki yıllarında adeta halk sağlığı iyiliği için kullanılıyordu. O kadar östrojenin semptomları, kemik koruma falan gibi pozitif etkileri vardı ki daha sonra bunun aslında firma tarafından bir noktada daha da perçinlenmesi üzerine geniş bir kadın grubunda çalışma yapıldığında değişik sonuçlarla karşılaşıldı. Aslında bütün gruplarda değil, ileri yaş grubunda değil, erken yaş grubunda, yani erken başlanan grupta; çünkü çok büyük bir kadın grubuna başlandı ve yaştan bağımsız başlandı. 10 bin kadında 5 değil de 8 kadında kanser olduğu tespit edilmesi üzerine, ‘Acaba bu protokol mü bu artışa neden oldu?’ denilerek orada bir uyarı koyuldu. ‘Bu artan meme kanseri oranı, verilen hormon replasman tedavisinin bir sonucu olabilir’ gibi bir çıkarım yapıldı. Hormon replasman tedavisi, o günden bugüne, mesleğim 40 yıla yaklaştı, kullanıyorum. Bu uyarı sana ‘kullanma’ demiyor, ‘protokollere dikkat et’ diyor. Hormon replasman tedavisinin kullanılmasının pozitif yönleriyle ilgili bilgiler de daha sonra yayınlandı.
Sonra Fransızların çalışması çok güzel yeni bir bakış açısı getirdi. Ciltten östrojen kullanılmasının hem meme üzerindeki hem de karaciğer üzerindeki yan etkileri belirgin olarak azaltılıyor. Özellikle karaciğer üzerinde pıhtı riski, inme riski, kalp krizi riski gibi risklerin azaldığı, meme uyarısı riskinin daha az olduğu gibi sonuçlar yayınlandı. Hemen doğal progesteronun devreye girmesi derken şu anda aslında kullandığımız biyo eşdeğer östrojen, hatta biyo identik; aynı yer, eşdeğer bile değil. Eşdeğer dediğinizde benzeri anlamına geliyor. Biyo identik, doğada ürettiğimizin aynı östrojenleri kullanıyoruz vücudumuzda. Bunu biyo aynı diyebiliriz yani. Bir de progesteronumuz da biyo aynı. Çünkü eskiden progesteron için kullandığımız moleküller aynı zamanda biraz testosteronu uyarıyordu. Aynı zamanda başka mekanizmaları da uyarıyordu. Reseptöre tek spesifik bağlanmıyordu. Dolayısıyla karışık etkiler oluşturuyordu. Ama bugünkü protokollerimiz daha pür, daha dokuları koruyucu, daha az yan etki oluşturucu diyelim. O bakımdan hormon replasman tedavisi, zaman içinde hem yeni çıkan ürünler hem de çalışmaların biraz daha detaylı incelenmesiyle daha önerilebilir hale geldi.”
*]:pointer-events-auto R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(–scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(–thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(–header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]” dir=”auto” data-turn-id=”request-WEB:3e956033-b9f6-4f02-a8f2-15b8c0e53fa9-44″ data-turn-id-container=”request-WEB:3e956033-b9f6-4f02-a8f2-15b8c0e53fa9-44″ data-testid=”conversation-turn-90″ data-turn=”assistant”>
“KÖTÜ BESLENMEYECEKSİNİZ, SİGARA İÇMEYECEKSİNİZ”
“Erken menopoz engellenebilir mi” sorusuna Biri, şu yanıtı verdi:
“Kötü beslenmeyeceksiniz, sigara içmeyeceksiniz. Sigara, menopoz yaşını belirleyen önemli faktörlerden bir tanesi. Genetik de menopoz yaşını belirleyen önemli faktörlerden bir tanesi. Ama ondan daha önemli olan sigara ve yeme içme alışkanlıklarınız. Çok daha etkili. Eğer dışarıdan bir enfeksiyon, bir müdahale, işte bir kemoterapi, radyoterapi gibi yumurtalık rezervlerini bozan bir şey yaşamadıysak, beslenmeyi çok öne almak lazım. Erken menopoza sokan şey, kanser riski de oluşturuyor. Bir de Türkiye’de mesela 40 yaşın altındaki kadınlarda meme kanseri oranı da çok yüksek. Dünyaya göre, beş kadından biri meme kanseri olan kadınların beşte biri 40 yaşın altında. Bu rakam dünyada böyle değil.”
“Türkiye’de sigara içmeyen kadın yok gibi” diyen Biri, “Dolayısıyla egzersiz, iyi beslenme ve alışkanlıkların gözden geçirilmesi; üç tane ana longevity unsurunu oluşturuyor. Dördüncü ana longevity unsuru da hormonlar. Ama ben mesela egzersiz mi, hormon mu diye illa mutlaka birine vereceksem; belki de kalp sağlığı, beyin sağlığı ve kemik sağlığı açısından iyi, disiplinli bir egzersiz hormona bile üstün gelebilir. Ama ikisini birlikte veriyorsanız 10 numara” dedi.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Aydan Biri, “longevity” ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Oturduğunuz yerde bir uyarı istiyorsanız, işte bu MR’lı iyileşmeler, He-Lite lazerler de ayrıca kullanılıyor. Bunlar da bir protokolün içeriğine dahil edilebilir. Longevity protokollerinin uçtan uca yapılması oldukça önemli. Çünkü bir sürü ‘longevity’ diye duyduğunuz şey, yüzünü kırışıklıklarını gideren bir uygulama gibi algılanıyor. Bir tane NAD yapıyor, longevity; bir tane glutatyon yapıyor, öyle bir şey yok. Yani bunlar ancak ve ancak protokolün bir uç uygulaması olabilir. O da herkese yapılıp yapılmaması, yine baştan yapılacak değerlendirmelerden sonra olacak bir şeydir. Burada yine detaylı bir longevity protokolünü uygulamaya geçmek üzere hazırladık. Çünkü uçtan uca olması gerekir. Kime, neyi, ne zaman ve nasıl uygulayacağınız çok bireysel bir şey. Evet, değerlendireceksiniz; anketlerinden, muayenelerinden, tetkiklerinden, hücresel etkilerinden vesaire. Yani böyle kapıdan giren kişinin ihtiyacına göre bir döküm sunacaksınız ve hangi modeli nasıl uygulayacağınıza karar vereceksiniz.”